paylaşma
Sa, 06/29/2021 - 11:05 tarihinde admin tarafından gönderildi

Paylaşmak, bir simidi, bir oyuncağı, bir odayı, bir yatağı, bir yaşamı… İnsana insan olduğunu hissettiren, karşılıklı verebilme ve alabilmenin hazzını yaşatabilen davranış. Yetişkinler için bu kadar önemliyken çocuklar için neden bu kadar zordur?

Çünkü paylaşmak doğuştan getirilen bir özellik değil, zamanla ve öğrenerek gelişen sosyal bir davranıştır. Yeni doğan bir bebek yaklaşık 3 yaşına kadar, beslenmiş, altı temizlenmiş, her şey onun önüne sunulmuştur. Yani çocuk “hep ben” demektedir. 3-3,5 yaşa kadar paralel oyunlar oynar fakat daha sonra arkadaşlarıyla oyuncakları ve belli rolleri paylaşmaya ihtiyacı vardır. Eğer paylaşma davranışı ona öğretilmediyse okulda da bir arkadaşıyla oyuncağı paylaşmaması onun hatası değildir. Bu durumda ebeveynlere ve öğretmenlere çocuklara model olmak anlamında çok iş düşmektedir. Özellikle aşırı kontrolcü ailelerde çocukların da, kendi eşyalarının kontrolünü sağlayarak bu durumla başa çıktıkları bilinmektedir. Bu nedenle;

  • Çocuklarımıza ev ortamında olumlu örnek olmalıyız. 
  • Oyun oynarken paylaşmasında ona özgürlük tanımalıyız. “Hangisiyle ben oynayayım mavi olanla mı yoksa yeşil olanla mı?” gibi.
  • Çocuğu paylaşmaya zorlamamalıyız.
  • Nasıl ve ne zaman paylaşması gerektiğini öğretmeliyiz.
  • Paylaşmak istemeyeceği bazı özel oyuncakları olabilir, buna saygı duymalıyız. 
  • Çocuğa paylaşma davranışının sadece oyuncak paylaşımı olmadığını öğretmeliyiz. Manevi paylaşımların da üzerinde durmalı, önce kendimiz düşünce ve duyguların paylaşarak ona model olmalı ve onu da kendine ilişkin paylaşımlar konusunda desteklemeliyiz. 
  • Çocuğumuzun paylaşma davranışını olumlu şekilde pekiştirmeli ve bu davranışına ilişkin geri bildirim vermeliyiz. Gülümsemek, aferin demek gibi…

5-6 yaşına kadar paylaşmaması normal karşılanabilirken, ilkokula giden bir çocuk hala paylaşmakta sorun yaşıyorsa bir uzmandan yardım almalıyız.