"Psikologlar Apolitik mi Olmalı" Sorusu ve Toplumsal Sorumluluk
Çar, 04/02/2025 - 11:59 tarihinde admin tarafından gönderildi

"Psikologlar Apolitik mi Olmalı" Sorusu ve Toplumsal Sorumluluk

Psikoloji, bireyin sadece iç dünyasına değil, aynı zamanda içinde yaşadığı topluma da ışık tutan bir bilim dalıdır. İnsan davranışlarını, toplumsal ve kültürel etkileşimleri analiz ederken, politik süreçlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini göz ardı etmek mümkün değildir. Peki, psikologlar toplumsal olaylara karşı nasıl bir duruş sergilemeli? Apolitik mi kalmalıyız, yoksa etik çerçevede topluma katkı sağlayan bir rol mü üstlenmeliyiz? 

Günümüzde siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmeler bireylerin zihinsel sağlığını doğrudan etkiliyor. Politik belirsizlik, toplumsal kutuplaşma ve kriz dönemleri, bireylerde stres, kaygı ve umutsuzluk gibi duyguları tetikleyebiliyor. Bu noktada psikologların, sadece bireysel terapi uygulayan değil, aynı zamanda toplumsal ruh sağlığını destekleyen uzmanlar olarak da hareket etmeleri büyük önem taşıyor. 

Psikoloji, bireylerin ve toplumun refahını artırmayı hedefleyen, sosyal adalet ve insan hakları gibi konulara duyarlı bir yaklaşımı benimser. Ancak bu, politik bir taraf tutmak anlamına gelmez; aksine, etik ilkeler çerçevesinde toplumun iyiliği için çalışmalar yapmayı içerir. 

Psikologlar olarak, şu konularda farkındalık yaratabilir ve aktif rol alabiliriz: 

  • Toplumsal Travmalar ve Psikososyal Destek: Politik veya ekonomik krizler sonrası, bireylerde gelişen travmatik tepkileri anlamak ve destek mekanizmaları oluşturulabilir. 
  • Kutuplaşma Süreçleri: Farklı görüşlerden insanların birbirini anlamasını teşvik eden çalışmalara öncülük etmek. 
  • Medya Okuryazarlığı ve Propaganda Mekanizmaları: Toplumu yanlış bilgilendirmeye karşı bilinçlendirmek ve psikolojik manipülasyona karşı dayanıklılığı artırılabilir. 
  • Gençler ve Umut: Gelecek kaygısını azaltmaya yönelik psikoeğitimler ve dayanışma projeleri geliştirilebilir. 

SOSYAL SORUMLULUK 

Psikologların apolitik olması gerektiğini savunan bir bakış açısı, mesleğin sadece bireysel terapiye odaklanmasını öngörüyor. Ancak psikolojinin temel amacı, bireyin ve toplumun yaşam kalitesini artırmaktır. Bu nedenle, sosyal adaletsizlikler, eşitsizlikler ve insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmak, mesleki tarafsızlıktan ziyade toplumsal sorumluluktan kaçınmak anlamına gelebilir. 

Çünkü sağlık politikası sadece sağlık hizmetlerini değil, sağlığı doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen sosyal, ekonomik ve çevresel faktörleri de kapsamaktadır. Bu geniş kapsam nedeniyle devlet bu yaklaşımı benimsenmiş ve bu işleyiş üzerinden politikalar ve sağlık sistemleri başlatılmıştır. 

Elbette, psikologlar olarak etik sınırlarımızı koruyarak, bilimsel veriler doğrultusunda hareket etmeliyiz. Ancak bireylerin ve toplumun ruh sağlığını etkileyen konularda farkındalık yaratmak, sadece bir seçenek değil, aynı zamanda mesleki bir gerekliliktir. 

Psikoloji, toplumdan bağımsız bir bilim değildir; aksine, toplumu anlamak ve daha sağlıklı bir yapı oluşturmak için güçlü bir araçtır. Psikologlar olarak, mesleki tarafsızlığımızı koruyarak ama toplumsal süreçlere kayıtsız kalmayarak, bireylerin ve toplumun iyiliği için sesimizi duyurmalıyız.  

Toplumun ruh sağlığını iyileştirmek için psikolojiye sadece klinik bir pratik olarak değil, sosyal sorumlulukla iç içe bir alan olarak bakmalıyız. Ancak bu şekilde daha sağlıklı, bilinçli ve dayanıklı bireyler ve toplumlar inşa edebiliriz. 

 

Psikoloji Öğrencisi İlayda Acıbaş 

[email protected] 

 Referans 

Çelebi, E., & Acar, Y. G. (2017). Önsöz toplum, kimlik ve siyaset: sosyal psikolojik yaklaşımlar özel sayısı. Türk Psikoloji Yazıları. 

Akgül, İ. (2024). Ruh sağlığı ve sosyal politika. Turkish Journal of Clinics and Laboratory, 15(3), 321-336.